29 Aralık 2010 Çarşamba

yetmedi mi

Her yılbaşı öncesi hazırlanan geçtiğimiz yılın en iyi albümleri listesi, daha da beteri her yılbaşı aynı Christmas songs listesini yüzlerce sikko blog sahibinin ısıtıp ısıtıp önümüze sunması ve halihazırda birtane bile güzel Christmas şarkısının olmaması, sonuncusu da Ümitten geliyor; (ekseriyetle Türkiye'de) yerli dizilerin yılbaşı için özel bölümler çekmesi, ve bu bölümlerin reklamlarını gördüğümde bile içimde iyi birşeylerin ölmesi.

19 Aralık 2010 Pazar

..ama bu bildiğin battaniye


üşüyoruz.

hayvanlar telef olmaz


hayvanlar ölür, tıpkı insanlar gibi. Gerçi insan ölümlerini de ''kesik baş, kesik bacak cinayeti'' diye adlandıran medyadan ne bekleniyorsa.(şu güzel ortamı bozdum(!))

15 Aralık 2010 Çarşamba

ve de nekahat

Ortalıkta Yüksel Aytuğ gibi dolaştığım için dün akşam da bir milyon paraya canlı canlı dokunabildiğin yarışmayı izledim, sunucu amma güldü eğlendi, bu durum sözlükçülerin de dikkatinden kaçmamış screenshot'ını almaktan çekinmemişler saolsunlar: (adamın çirkinliği)

odtü istirahat dönemim

tabi hala narkoz etkisinde olduğum için inanılmaz sürreal rüyalar görüyorum; sokakta mama kaplarından mama yiyen köpek kafalı insanlar olsun, ağlayan zombiler olsun bilinçaltım bu aralar çok renkli.
Ben de bu tarz yorucu şeyler görmemek adına bütün gün tv'de kah Esra Eroldayım kah Zuhal Topaldayım. Orada da bayağı ontolojik dialoglar geçmekte şöyle ki:
Stüdyodan bir hanım teyze: Ben bu çocuğu hiç beğenmedim, bunun evlenmeye niyeti yok Zuhal Hanım.
Damat adayı : Ya ne alakası var öyle olsa şu anda niye burada olayım, ne işim var yani benim burada ?

insan insana bunu yapar mı?

çok basit bi operasyon dedim ya, değilmiş..işin içine narkoz giriyorsa ve birtakım hortumlar çıkıyorsa içinizden bence o operasyon yasaklanmalı. çok canım acıyo ya..

12 Aralık 2010 Pazar

first time I've ever seen..

Ne şanslıyımdır ki bir taksim-bakırköy dolmuşunda yol boyunca reggae çaldı, hayır radyoda falan değil bildiğin cd'yi takmıştı adam. daha önce yabancı müzik çalan dolmuş denk gelmişti ama reggae'lisi tüm yolcuların başına.

11 Aralık 2010 Cumartesi

yine yeni yeniden bir ''yeni'' rakı faciası yaşadım geçen gece. Bariz yarım saate yakın bir zamanı hatırlamadığım gibi, sağa sola gerçeküstü mesajlar sallamışım. Zaten o gecenin başında ve öncesinde birsürü takıntılı şeyler düşünerek kötü bir moda girmiştim ve bunlarla bayağı meşgul etmiştim zihnimi. Zira o ayyaş zaman aralığımda, Sibel'e ''20 tane hap içicem, maksimum uyku'' falan demişim. Ergenliğimi doya doya yaşayamadığımın göstergesi oldugunu düşünüyorum bu durumun veyahut ergenliğimi zirvede bıraktığımın. Kaldığı yerden.. Bir kamyon arkası yazısıydı bu, üstelik terkedilmiş bir kamyondu. Eve yaklaşırken her geçişimde hoşuma giderdi
orada kazık gibi duran kamyonun üzerinde ''Kaldığı Yerden...'' yazısını görmek ,zaten kalakalmış duruyor orda. Benimki de aynı hesap; kazık gibiyim ama ergenliğim kaldığı yerden devam..
Pazartesi günü makul miktarda narkozu alınca akıllanacağımı düşünüyorum; her ne kadar çok basit bir operasyon geçirecek olsam da, hipokondriak olduğum için şu son 3 günde ameliyat masasında kalacakmışçasına alkol tüketip, sevdiğim şeyleri yaptım.
Bir tek bugün önceden kararlaştırdığım halde She Past Away konserine götümün donmasından korktuğum için gidemedim, umarım sağasağlim gözlerimi açarım da ''bozbulanık dünyamda
artık güneş hiç doğmayacak'' olmaz eöhö:
http://www.mediafire.com/?rciebt49xfzqf1m

rüyamda vol.2 ya da 3


Dün geceki fırtına seslerinden dolayı birtürlü uykuya dalamayınca inekleri saymak yerine uyuduğum zaman görebileceğim olası rüyalar düşüneyim derken ( bir nevi hayal kurmak, boş boş tavana bakmak) aklıma Freud'un rüya yorumları geldi hınzırca.
Kitabında balkon gibi çıkıntılı veyahut kuyu gibi girintili şeylerin kadınları, bıçak gibi, usb gibi( o da çüke benziyor Sibelin deyimiyle) sivri veya delici şeylerin de erkekleri temsil ettiği yazıyordu. Kafamı biraz daha kurcalayınca, kapı gibi içeriye açılan şeylerin de yine kadınları sembolize ettiğini söylediğini hatırladım ve niyeyse bu fikirle uyumuşum. Atmıyorum; rüyamda bir evdeydim ve evin dış kapısını kapatamıyordum, ama yatak odasının kapısı çelik kapıyla kitliydi. Sonra ben de orada uyumaya karar veriyordum güvenli diye,
zaten genelde rüyalara ortadan daldığım için başını ve sonunu hatırlamıyorum da freud mezarında rahat uyusun ve bu foto gece rüyanıza girsin donnie darko sataşmalı.

7 Aralık 2010 Salı

oha (hangi ara) kas yapmış!


via ''http://kulturfizik.tumblr.com/''

lafontanden masallar:

şu an bana sarılmasını istediğim kişinin beni sarılanacak hale getirmesi ve bunun tek sorumlusunun o olması beni kahrediyor. Keşke elimden bişiler gelseydi, ve her şey aynı kalsaydı (bunun cevabını bilmiyorum).

Günü kurtarmak

Bir oyun uğruna girdiğim ilk forumda karşıma çıkan linki tıklayıp bir de güzel çalıştırınca, ''Kayıt defterinize eklendi'' ibaresiyle başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Bu durum esnasında yanında bulunan sevgili arkadaşım N. ise, iki insan anlamadıkları bir konu hakkında ne kadar saçmalayabilirse ancak o kadar saçmayabileceğimiz bir dialog başlattı:

N: Ya indirilenlerden hemen sildin şimdi virüsün adını nerden bulucaz bari onu öğrenseydik?
B: Belki bişey olmaz adam foruma ekleyeli yıl olmuş belki virüs expired olmuştur, hem bazen ben bilgisayara I-tunes falan da yukleyemiyorum seninki 64bit diyor, belki bu virüs de 32bitlik olduğu için, çalışmıyodur bende.
N:Belki de adam bu işleri bırakmıştır.Evet gerçekten hala bir değişiklik olmadı ama temennilerle de virüs düzelmez ki.

elephants in my head

Geçen hafta sigarasız tek günüm geçmediği için olmalı; kendime yazdığım birtakım notlarda ''sigarayı düşünme'' falan demişim, bir filmde adam diğerine
''ben sana filleri düşünme dersem, ilk olarak filleri düşünmeye başlarsın'' demişti benimki de aynen ona benzedi şimdi, ve bu cümleyi okuyan her 10 kişiden 8'inin aklından sigara içmek geçti.. İnsan kendi kendine böyle notlar alır mı o da ayrı bir şizoid durum konusu.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Niye Lan Ben? dedim..

Zaman zaman hayata dair sorduğumuz isyankar sorulardan birtanesini Tanju Çolak çok yerinde ve zamanında kullanıyor:

1 Aralık 2010 Çarşamba

for sleepyheads only

12 Martta Flunk geliyor, ölmek için çok genç sayılmam ama bu konserden sonra ölsem de gam yemem, sörf tabiki yerim.

-

insanların yediği boklara yetişemiyorum facebookta, yazın başında herkes mezuniyet fotolarını yarıştırıyordu, -hadi o furyaya yetişebildik fotoları aylar sonra yükleyebilsek de- 6 ay geçti şimdi de evin salonunda kartonpiyer altında çekilmiş söz-nişan fotolarını yükleme hızına yetişilmiyor.
Ece sırayla çocuk doğuran ilkokul arkadaşlarından facebook aracılığıyla haberdar olduğu zaman karnına yastık koyup bunu profil fotosu yaptığında abarttığını düşünmüştüm ama kız haklıymış beyler.

''aklını kaçırıp fidye istemek''

ne kötüdür harddiskin senden nefret eden birinde kalması, ve bu sebepten bir saatlik programa şarkı yetiştirmek adına binlerce albüm indirmesi. Hatta, bir daha bulamayacağım çocukluk kayıtlarımın ve bir daha göremeyeceğim insanlara ait görüntülerin uçup gitmesi.
''Harddiski yarın söyleyeceğim yere bırakırsan sevinirim, teşekkürler'' şeklinde istediğim zaman, çirkeflik adına
''Kedime verdim, parçaladı'' diyen vicdan sahibine (?) sesleniyorum:
O zaman parçalarını parktaki çöp kutusuna bırak!

14 Ekim 2010 Perşembe

kafa izni

kahve aracılığıyla vücuduma aldığım kafein miktarı yasaklanmalı, öyle ki birtakım uyku getiriciler fayda etmedi sabahın 9buçuğunda ayaktaydım. saolsun debenhams ve topshopın yağmacı mesajlarından dolayı tekrardan uykuya dalmak da pek mümkün olmuyor. nerden verdiysem numaramı pis herifler ha bire mesaj atıp duruyolar param yok işim yok napim indiriminizi, ha onlar olsa bile alışveriş istegim yok zaten bi uyandım dışarıda hayvan gibi yagmur. benimse sadece 1(bir) güneşli güne ihtiyacım var.
al bide bu mal ttnet var internet habire kesilip duruyor allah belasını versin.
ben de sıkıcı godard filmi açayım havaya uygun ne güzel oh.

12 Ekim 2010 Salı

-

''kasadaki kız bugün nasılsın?'' diye sordu. Bill cevap verdi:
-iyiyim, sağol.sen nasılsın?
kız cevap vermedi.
Bill kendini kullanılmış hissetti..''

boza

sevenin kalbini kırarım.

hayat ne acayip


bu başlık klişe oldu ama çok acayip bir şeye rastladığımı en başında söylemem lazım çünkü biliyorum ki anlattıklarımdan sonra dönüp tekrar baktığımda yine ''amma acayipmiş lan'' diyeceğim.
geçen sabah trt'de barış mançonun 7den 70'e adlı programının tekrarı vardı ve adam milano'ya gidiyor ''As Milan'ın hastasıyız, yanımda da takımın 3 Hollandalısı var: Van basten, Gulit ve Rijkaard'' diyor, aynı fotodaki tipler işte sonra hepsine birer plağını ve kasetini veriyor, konuşuyorlar. İçlerinden sadece Rijkaard'a ''Frank, ileride Türkiye'ye gelmeyi düşünür müsün?''
diye soruyor o da; ''Bilmem olur olabilir olmalı'' şeklinde inanmayarak cevaplıyor.
Çok acayip değil mi hayat futbola benzer diyenlere Osman Baydemir gibi ''hassiktir diyorum'' derdim ama şimdi inanmaya başladım. Tabii bundan bağımsız birkaç tuhaf tesadüf daha oldu aynı gün içerisinde hayatı acayipleştiren ama onları vaktimiz olduğu birgün anlatırım.

10 Ekim 2010 Pazar

08.08.08 ve 09.09.09dan sonra


10.10.10 çılgınlığı başlıklı haberler de yine bugünlük kafamızı doldurmaya yetti yetmesine de ben bu tarihte evlenmek için efor sarfeden çiftlere bir gerçeği söylemek isterdim :
hiç de özel, biricik(unique) değilsiniz sizin gibi milyonlarcası daha bu tarihte evlendi açın tv'yi bakın:
1:evet bu tarihte evlenmek için çok uğraştık.
2:çok mutluyuz.
3:iyki bu tarihi seçtik.
4:denden

yetmez ama bir kez daha aptalca anlam yüklemek için 11.11.11'de görüşmek üzere.

geri sayım for midlake


my young bride,
why are your shoulders like that
of a tired old woman?
like a tired old woman?

6 Ekim 2010 Çarşamba

çevre yaptım

babannem yaşamı kolaylaştıran insanlardan biri gerçekten;
-çay mı koydun?
+yok babanne koymamıştım ister misin?
- hee aslında ben yemek yicektim zaten koyma ama bi limonlu içerim yemek sonrası
+koyuyorum?!

babannemin arkadaşları ise tek neşe kaynağım:
- e okul bitti senin şimdi artık kısmet bakarsın?
+ne nasıl?!
-dur kızım, öyle hemen evlenme. önce bir piyasayı tanı.
+!!!

uzun kulaklı tilkileri çok severim

' Aynı saatte gelmen daha iyi olur' dedi tilki. 'Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Mutluluğum her dakika artar. Saat dörtte artık sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. Ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun.'

3 Ekim 2010 Pazar

deprem oldu da

Allah cc. has just poked us!

29 Eylül 2010 Çarşamba

bunu hakaret olarak alıyorum çünkü;

"o senin ruh halinle alakalı" sözünün türkçesi:
"o senin şahsi puştluğun"dur.

24 Eylül 2010 Cuma

.


üzgünüm eskisi gibi diil lunapark
bi yanıp bi sönerken hiç gitmemiş gibi
ışıklar ama..

http://www.myspace.com/olmadikacariz -en guzel yerinde evin(diye değil).

23 Eylül 2010 Perşembe

neverever



firefox'un kafası güzelleşmiş yine bana denk geldi bu acayip halleri, döngü diyor sonlandırılamayacak diyor, hiçbir zaman diyor. korkarım kavuşamayacağız, çok dramatik değil mi?

doktor bu ne

twitter ve ntvspor'un sağdan soldan, aşağıdan yukarıdan geçen altyazılarının yarattığı görüntü kirliliğinin haddi hesabı yok.

yanılsama

''Gerçek Tosun Paşa benim'' diye haykırmak istiyorum.

14 Eylül 2010 Salı

yüzde yüz futbola döndü burası ama;

akşamki Bursa - Valencia maçından sonra:

ds:
-ya böyle bi komedi defans 4lüsü olamaz hocu
izle izle gül
halbuse:
-e süper ligde niye gulemiyoruz bu defansa?
ds:
-forvetler daha komik bizde ondan herhal.

rüyamda

Kılıçdaroğlu'nun asistanı olmam, ve bana iş yapmıyorum diye kızması.

9 Eylül 2010 Perşembe

bildin mi


En yaratıcı gol sevinçlerinden birisi bu idi, lakin bu gol sevincini geliştirerek yorumunu katan Nihat Kahveci'nin attığı golden sonra yere uzanıp, gülerek el sallayan halini hatırlayan var mı, resmini çekin der gibi. Maalesef o gol sevincine dair hiçbir kayıt yok internette, kendisi de artık yaşını başını almış adam olduğundan öyle sevinmiyor gayrı. Yine kendine özgü gol sevinçlerinden yakın tarihte Hakan Şükür'ün minimal gol sevincini hatırlar gibiyim başka da bişey yok. ya biraz yaratıcı olun yan gelip yatmayın günümüz total futbol oyuncusu.

-

kızım olursa adını demokrasi, erkek olursa da referandum koyacağım.

8 Eylül 2010 Çarşamba

achtung baby!

memlekette amma U2 fanı varmış arkadaş, hangi gazeteyi açsam bütün köşeyazarları işi gücü bırakmış; ''şahane bir atmosfer, böyle sahne şovu görmedim''le başlayan methiyeler düzmüş. aferim çok iyi düşünmüşsün demekten kendimi alamadım, hele ki ''sosyetikler U2 konserinde buluştu'' başlığı her übermedyatik olaydan sonra yine-yeni-yeniden gözümüze sokulunca hissiyatım mide bulantısına dönüşmekte gecikmedi.
Love is Blindness gibi efsane bir şarkının dışında pek de hazzetmediğim bir grup olmasına rağmen, herşeyi abartıp ayin haline dönüştüren medyamız sayesinde şu anda U2 kadar nefret ettiğim bir şey yok sanırım : ''Ne olur geri dönme U2''

16 Ağustos 2010 Pazartesi

-

Ramazan dolayısıyla yemek programlarının çığrından çıkması ama konukların yine Ramazan dolayısıyla programda pişen şeyi tatma ritüelini gerçekleştirememeleri..

9 Ağustos 2010 Pazartesi

yeri geliyor

kafamı buzluğa sokuyorum

1 Ağustos 2010 Pazar


ah o kahküller sende durduğu gibi duraydı ya

20 Temmuz 2010 Salı

morrissey says

''When you’re a teenager and in your early twenties [love] seems desperately eternal and excruciatingly painful. Whereas as you grow older you realise that most things are excruciatingly painful and that is the human condition. Most of us continue to survive because we’re convinced that somewhere along the line, with grit and determination and perseverance, we will end up in some magical union with somebody. It’s a fallacy, of course, but it’s a form of religion. You have to believe. There is a light that never goes out and it’s called hope.''

19 Temmuz 2010 Pazartesi

the wrong coat for you mt. heart attack

utanır insan böyle güzel şarkı yapar mı?!
ben bunu paylaşmazsam utanırım ama:
http://www.mediafire.com/?a65dc458opvdvr6

30 Haziran 2010 Çarşamba

-


hayatın beni Ebru Şallı'yı yorduğu kadar yormasını istiyorum, pilates topu kadar.

Stajını satan bilge

Gün 11: Bıraktım.

29 Haziran 2010 Salı

ilişiksizleştiremediklerimizden misiniz?

bugün itibariyle okulla ilişiğim kesildi, duygusal müzik girebilir.
Gripin vokalinin ''durma Boğaziçiiiii, durma'' diye bağırıp durduğu bir şarkı var -ki biz onu Sibel'le ''Durma Boğaziçili, durma!'' diye söyleyip gaza gelirdik- o bile güzel geliyor artık sırf içinde Boğaziçi geçiyor diye.

28 Haziran 2010 Pazartesi

staj defteri

Gün 8:
Bugün stajda Demet Akalın' ın belki de hermafrodit olabileceğini öğrendim.

staj defteri

Gün 5:
Sonradan(!) üst düzey yönetici olduğunu anladığım birine;
'' Merhaba Ömer,
bikbikbik konusunda bilgi verirsen sevinirim'' diye mail atma gafletinde bulundum, hitaplar konusundaki ayarları gecikmeden aldım:
''Sayın Buse HANIM,
bikbikbik konusunda düdük uygun bulunmuştur.
SAYGILARIMLA.''

staj defteri

Gün 1:
Çok sıkıldım be blogger..

26 Haziran 2010 Cumartesi

Ayılıp bayıldığımız Thurston Moore'dan izdivacının sebeb-i mucibesi, On the Loose adlı öyküsünden :

''..she said her best friend was this beautiful artist named Kim. They played music together in a group called CKM which was the two of them and the drummer Christine Hahn from Glenn Branca's trio the Static. I was duly impressed and even more exciting was that they were trying to get Nina Canal from UT to play with them.
Kim wore glasses with flip-up shade and had an Australian sheepdog named Egan. She had an off-center ponytail and wore a blue and white striped shirt and pants outfit. She had beautiful eyes and the most beautiful smile and was very intelligent and seemed to have a sensitive/spiritual intellect. She seemed to really like me.
I definately liked her but was scared as always to make a move. I was afraid to kiss her. We walked around a couple of times. One night it got late and we were eating at Leshko's and I think she wanted me to ask her over. I only lived up the street. So we parted. She would take the subway staying at gallery owner Anina Nosei's place. Before she split she actually touched my arm (!) and said "See you later." She moved into a raw railway apartment on eldridge street below grand street. the artist `Dan Graham` lived upstairs and had aquired the place for her.
She invited me over one evening and I played this beat up guitar she had. I knew the guitar because it belonged to an associate of the coachmen gang who left it at Jenny Holzer's loft where Kim had stayed and somehow it was passed on to her. All she had was the guitar and a foam rubber cushion for sleeping.
That night was the first time we kissed.''

21 Haziran 2010 Pazartesi

ben istiyor duj

çorapsız ayakkabı giyilmiyor bu yaz gününde kokuyor kokutuyor kaçırtıyor.
bir çizgi film vardı, sylvester boya badana yapılan biryerden geçerken üzerine beyaz kalın bant şeklinde boya sürünmüştü, sonra bir kokarca karşı cinsi sanıp buna aşık oluyordu, tweety de bayram ediyordu, olan silvıstır'a oluyodu. işte ben şimdi o çizgifilmdeki kokarcayım, bebeyken ayaklarımı tuzlamamışlar benim. ellerim güzel ama ayaklarım kokuyor.

12 Haziran 2010 Cumartesi

şampi

son finalime girdim, tezi teslim ettim, mezuniyeti plakaya takmam yakındır.
herşeyin bittiği yerdeyiz ha behlül?

9 Haziran 2010 Çarşamba


'wish you could never be in the past
but then i'll (have) more to lose'

8 Haziran 2010 Salı

erörörörö

system shutdown oldu bende.
yetkililere iletiniz.

finalde verilmiş en saçma cevap olacaktı, sorsaydı.vol 3.

Risk bodon.

finalde verilmiş en saçma cevap olacaktı, sorsaydı.vol 2.

darwin: hepimiz maymundan geldik.

finalde verilmiş en saçma cevap olacaktı, sorsaydı.

darwin: insanın kendine yakışanı giymesidir.

6 Haziran 2010 Pazar

tez, final, mezuniyet

Yumurta kapıya dayandı, fakat kabızlık devamdı.
kaldım mı 13.sayfada, ilerlemiyor hepiniz birer cümle söyleseniz biter aslında.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

:kalp:

can: tez konun ne?
buse: romada çocukların legal statusu ve adoption
aile kavramına da biraz değinicem tabi babanın rolü
ve erken bizans dönemine kadar
can: roma'da oyuncak var mıymış?
buse: seni seviyorum.

30 Mayıs 2010 Pazar

felaket

başlamasanız nasıl olur?!

22 Mayıs 2010 Cumartesi

kafa açan

''Alo, tren müdürlüğü mü alo, beyin tramvayı geçirmek istiyorum''

13 Nisan 2010 Salı

12 Nisan 2010 Pazartesi

eski açık sarı desene

izlanda manyaklığımızın kısa tarihi:
2000lerde björk,
ara geçişlerde sigur ros ve mum,
yakın tarihte ise lady& bird ve worm is green.

22 Mart 2010 Pazartesi

eğer kalbin kırıksa dost yüzünden
bir selam sana gönül dağlarından..

ingilizceden türkçeye

yapılmış en güzel çeviri herhalde still: halen' dir.

27 Şubat 2010 Cumartesi

tarkan says

''Bana biraz rahatlatıcı getir''

15 Şubat 2010 Pazartesi

bilgisayarıma

yorgun savaşçı adını koydum, winamp açarken bile kasıyor kastırıyor artık, ama mücadeleci de, önceden komutunu verip unuttuğum şeyleri o unutmuyor bir bir açıyor pencereleri.

10 Şubat 2010 Çarşamba

in berlin

there is thunder in berlin
we fell down under a moving sky
when you walked into the room tonight
lighting took hold of my heart for a while
snow will come and cover this town
if we freeze i want to freeze next to you
city lights shine overheads
i never want to leave you
you are all that i've longed for this wintertime

1 Şubat 2010 Pazartesi

her ne kadar gün içinde hava yağmur-güneş-yağmur sırasını takiplese de, hiç üşümedim. güzelsin izmir.

29 Ocak 2010 Cuma

r.i.p salinger

''..Franny hafifçe içini çekti ama ahizeyi kulağında tutmaya devam etti. Bağlantının resmen kesilmesini tabii ki çevir sesi izledi. Franny bu sinyali, dinlemesi olağanüstü güzel birşey olarak, daha doğrusu, temel sessizliğin yerini dünyada tutabilecek en güzel ses gibi algılamış olmalıydı...''

asabiyim ben

mazeretin yenilip yutulabilir olması önemlidir..Evet. Yenmeyen yutulmayan mazaret ya çok yavandır, ya da çok lezzetli.. Ortalama olucaksın yani..

6 Ocak 2010 Çarşamba

ece says;

''küçücük insanım ben ya nerden her konuda bilgim olsun, paper yazacak birikimim olsun, 1 dönemde Marx'ın kızı olmamızı bekliyolar, bilmiş bilmiş paperlar yazmaktan kendime yabancılaştım!''

I heart wikipedia

diye tişört bastırmak istiyorum. Acaba önceki öğrenciler napıyodu internet yokken diye düşünüp hayıflanmamak elde değil.

5 Ocak 2010 Salı

dün bir rüya gördüm


kendimi reykjavik'te hissettiriyosun..