29 Aralık 2010 Çarşamba

yetmedi mi

Her yılbaşı öncesi hazırlanan geçtiğimiz yılın en iyi albümleri listesi, daha da beteri her yılbaşı aynı Christmas songs listesini yüzlerce sikko blog sahibinin ısıtıp ısıtıp önümüze sunması ve halihazırda birtane bile güzel Christmas şarkısının olmaması, sonuncusu da Ümitten geliyor; (ekseriyetle Türkiye'de) yerli dizilerin yılbaşı için özel bölümler çekmesi, ve bu bölümlerin reklamlarını gördüğümde bile içimde iyi birşeylerin ölmesi.

19 Aralık 2010 Pazar

..ama bu bildiğin battaniye


üşüyoruz.

hayvanlar telef olmaz


hayvanlar ölür, tıpkı insanlar gibi. Gerçi insan ölümlerini de ''kesik baş, kesik bacak cinayeti'' diye adlandıran medyadan ne bekleniyorsa.(şu güzel ortamı bozdum(!))

15 Aralık 2010 Çarşamba

ve de nekahat

Ortalıkta Yüksel Aytuğ gibi dolaştığım için dün akşam da bir milyon paraya canlı canlı dokunabildiğin yarışmayı izledim, sunucu amma güldü eğlendi, bu durum sözlükçülerin de dikkatinden kaçmamış screenshot'ını almaktan çekinmemişler saolsunlar: (adamın çirkinliği)

odtü istirahat dönemim

tabi hala narkoz etkisinde olduğum için inanılmaz sürreal rüyalar görüyorum; sokakta mama kaplarından mama yiyen köpek kafalı insanlar olsun, ağlayan zombiler olsun bilinçaltım bu aralar çok renkli.
Ben de bu tarz yorucu şeyler görmemek adına bütün gün tv'de kah Esra Eroldayım kah Zuhal Topaldayım. Orada da bayağı ontolojik dialoglar geçmekte şöyle ki:
Stüdyodan bir hanım teyze: Ben bu çocuğu hiç beğenmedim, bunun evlenmeye niyeti yok Zuhal Hanım.
Damat adayı : Ya ne alakası var öyle olsa şu anda niye burada olayım, ne işim var yani benim burada ?

insan insana bunu yapar mı?

çok basit bi operasyon dedim ya, değilmiş..işin içine narkoz giriyorsa ve birtakım hortumlar çıkıyorsa içinizden bence o operasyon yasaklanmalı. çok canım acıyo ya..

12 Aralık 2010 Pazar

first time I've ever seen..

Ne şanslıyımdır ki bir taksim-bakırköy dolmuşunda yol boyunca reggae çaldı, hayır radyoda falan değil bildiğin cd'yi takmıştı adam. daha önce yabancı müzik çalan dolmuş denk gelmişti ama reggae'lisi tüm yolcuların başına.

11 Aralık 2010 Cumartesi

yine yeni yeniden bir ''yeni'' rakı faciası yaşadım geçen gece. Bariz yarım saate yakın bir zamanı hatırlamadığım gibi, sağa sola gerçeküstü mesajlar sallamışım. Zaten o gecenin başında ve öncesinde birsürü takıntılı şeyler düşünerek kötü bir moda girmiştim ve bunlarla bayağı meşgul etmiştim zihnimi. Zira o ayyaş zaman aralığımda, Sibel'e ''20 tane hap içicem, maksimum uyku'' falan demişim. Ergenliğimi doya doya yaşayamadığımın göstergesi oldugunu düşünüyorum bu durumun veyahut ergenliğimi zirvede bıraktığımın. Kaldığı yerden.. Bir kamyon arkası yazısıydı bu, üstelik terkedilmiş bir kamyondu. Eve yaklaşırken her geçişimde hoşuma giderdi
orada kazık gibi duran kamyonun üzerinde ''Kaldığı Yerden...'' yazısını görmek ,zaten kalakalmış duruyor orda. Benimki de aynı hesap; kazık gibiyim ama ergenliğim kaldığı yerden devam..
Pazartesi günü makul miktarda narkozu alınca akıllanacağımı düşünüyorum; her ne kadar çok basit bir operasyon geçirecek olsam da, hipokondriak olduğum için şu son 3 günde ameliyat masasında kalacakmışçasına alkol tüketip, sevdiğim şeyleri yaptım.
Bir tek bugün önceden kararlaştırdığım halde She Past Away konserine götümün donmasından korktuğum için gidemedim, umarım sağasağlim gözlerimi açarım da ''bozbulanık dünyamda
artık güneş hiç doğmayacak'' olmaz eöhö:
http://www.mediafire.com/?rciebt49xfzqf1m

rüyamda vol.2 ya da 3


Dün geceki fırtına seslerinden dolayı birtürlü uykuya dalamayınca inekleri saymak yerine uyuduğum zaman görebileceğim olası rüyalar düşüneyim derken ( bir nevi hayal kurmak, boş boş tavana bakmak) aklıma Freud'un rüya yorumları geldi hınzırca.
Kitabında balkon gibi çıkıntılı veyahut kuyu gibi girintili şeylerin kadınları, bıçak gibi, usb gibi( o da çüke benziyor Sibelin deyimiyle) sivri veya delici şeylerin de erkekleri temsil ettiği yazıyordu. Kafamı biraz daha kurcalayınca, kapı gibi içeriye açılan şeylerin de yine kadınları sembolize ettiğini söylediğini hatırladım ve niyeyse bu fikirle uyumuşum. Atmıyorum; rüyamda bir evdeydim ve evin dış kapısını kapatamıyordum, ama yatak odasının kapısı çelik kapıyla kitliydi. Sonra ben de orada uyumaya karar veriyordum güvenli diye,
zaten genelde rüyalara ortadan daldığım için başını ve sonunu hatırlamıyorum da freud mezarında rahat uyusun ve bu foto gece rüyanıza girsin donnie darko sataşmalı.

7 Aralık 2010 Salı

oha (hangi ara) kas yapmış!


via ''http://kulturfizik.tumblr.com/''

lafontanden masallar:

şu an bana sarılmasını istediğim kişinin beni sarılanacak hale getirmesi ve bunun tek sorumlusunun o olması beni kahrediyor. Keşke elimden bişiler gelseydi, ve her şey aynı kalsaydı (bunun cevabını bilmiyorum).

Günü kurtarmak

Bir oyun uğruna girdiğim ilk forumda karşıma çıkan linki tıklayıp bir de güzel çalıştırınca, ''Kayıt defterinize eklendi'' ibaresiyle başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Bu durum esnasında yanında bulunan sevgili arkadaşım N. ise, iki insan anlamadıkları bir konu hakkında ne kadar saçmalayabilirse ancak o kadar saçmayabileceğimiz bir dialog başlattı:

N: Ya indirilenlerden hemen sildin şimdi virüsün adını nerden bulucaz bari onu öğrenseydik?
B: Belki bişey olmaz adam foruma ekleyeli yıl olmuş belki virüs expired olmuştur, hem bazen ben bilgisayara I-tunes falan da yukleyemiyorum seninki 64bit diyor, belki bu virüs de 32bitlik olduğu için, çalışmıyodur bende.
N:Belki de adam bu işleri bırakmıştır.Evet gerçekten hala bir değişiklik olmadı ama temennilerle de virüs düzelmez ki.

elephants in my head

Geçen hafta sigarasız tek günüm geçmediği için olmalı; kendime yazdığım birtakım notlarda ''sigarayı düşünme'' falan demişim, bir filmde adam diğerine
''ben sana filleri düşünme dersem, ilk olarak filleri düşünmeye başlarsın'' demişti benimki de aynen ona benzedi şimdi, ve bu cümleyi okuyan her 10 kişiden 8'inin aklından sigara içmek geçti.. İnsan kendi kendine böyle notlar alır mı o da ayrı bir şizoid durum konusu.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Niye Lan Ben? dedim..

Zaman zaman hayata dair sorduğumuz isyankar sorulardan birtanesini Tanju Çolak çok yerinde ve zamanında kullanıyor:

1 Aralık 2010 Çarşamba

for sleepyheads only

12 Martta Flunk geliyor, ölmek için çok genç sayılmam ama bu konserden sonra ölsem de gam yemem, sörf tabiki yerim.

-

insanların yediği boklara yetişemiyorum facebookta, yazın başında herkes mezuniyet fotolarını yarıştırıyordu, -hadi o furyaya yetişebildik fotoları aylar sonra yükleyebilsek de- 6 ay geçti şimdi de evin salonunda kartonpiyer altında çekilmiş söz-nişan fotolarını yükleme hızına yetişilmiyor.
Ece sırayla çocuk doğuran ilkokul arkadaşlarından facebook aracılığıyla haberdar olduğu zaman karnına yastık koyup bunu profil fotosu yaptığında abarttığını düşünmüştüm ama kız haklıymış beyler.

''aklını kaçırıp fidye istemek''

ne kötüdür harddiskin senden nefret eden birinde kalması, ve bu sebepten bir saatlik programa şarkı yetiştirmek adına binlerce albüm indirmesi. Hatta, bir daha bulamayacağım çocukluk kayıtlarımın ve bir daha göremeyeceğim insanlara ait görüntülerin uçup gitmesi.
''Harddiski yarın söyleyeceğim yere bırakırsan sevinirim, teşekkürler'' şeklinde istediğim zaman, çirkeflik adına
''Kedime verdim, parçaladı'' diyen vicdan sahibine (?) sesleniyorum:
O zaman parçalarını parktaki çöp kutusuna bırak!