4 Eylül 2011 Pazar

hayır demeyi öğrenmek

acaba benden başka var mıdır sabah uyandığında "Ne olur kuzenlerimden biri bu hafta bana sarmasın" diyen..
Abi/abla-kardeş sistemine sahip olmayan biri olarak aileden yaşıma daha yakın(!) insanlarla anlaşmaya ihtiyacım olabileceğimi düşünmüştüm ama üstüste 2(iki) haftasonum tekliflerini geri çeviremediğim kuzenlerim yüzünden berbat olmuş durumda.
Geçen hafta kuzenim ve onun değişik cinsel tercihlerdeki arkadaşlarıyla geçti. Bunu ayrıca belirtmenin kabalık olduğunun farkındayım ama şizofren bir transeksüeli canlandıracak tiyatrocu falan olsam, direkt kendimi o evde bir hafta kampa alırdım, sonrasında uluslararası camiada Almodovar tarafından keşfedilip Goya ödüllerine konmam kaçınılmaz olurdu.
Entelektüel içerikli kasıntı bkz: Qué he hecho yo para merecer esto? 
bu haftasonumu yakan diğer kuzenimse kızlarıyla kaynaşmamı isteyen cinsten, gideceğim yerin Burgazada olması sebebiyle biraz heyecanlanmıştım ama bu heyecanım ikinci günde kaçmama daha doğrusu kaçamamama yol açacak ölçüde yerini stockholm sendromuna bıraktı. adadayız ya niyeyse oradan geri dönülemezmiş gibi hissettim, durumu kabullendim. Ama yok "sen 4.sınıfa gittin dimi Busee, zor muydu?" gibi soruların yanısıra, 2 yaşında 20 kilo olup morbid obez tehlikesi yaşayan küçük kuzenimi de ordan oraya taşımaktan belim tutuldu. Aslında taşıdım desem yalan söylemiş olurum, çünkü daha çok kendisi gelip üstüme oturdu veya sadece bi bacağını koltuğa atabildiğinden diğer bacağını yukarıya çıkarma çabası bile benim belime yetti.
Finally finalli, iki kuzenimle de taş olsa çatlardı ben henüz çatlamadım ama onlarla geçirdiğim zamanın üzerimde kalıcı etki bıraktığını düşünüyorum, öyle ki bu süre boyunca "-Bir daha mı? Aslaaa" diye kendi kendine girişilen soru-cevaplardan ilk kez ama ürkek alıştırmadan - bolca-  kullandım.

0 yorum: