31 Ekim 2011 Pazartesi

1 kasım

yarın yeniden bir staj dönemine girmiş oluyorum, ama staj için bile istenen belgelerin çokluğu yüzünden soğudum işten. sabıka kaydı - kaymakamlık, nüfus sureti -muhtarı bekle, hesap açtır - bankacı 50 sayfaya imza attırsın, sonra verem savaş dispanserinden "tüberkuloz" (kaldı mı ki bu hastalık) olmadığıma dair belgeler topladım. kendimi zorlu oyun öncesi bonus bölümündeki mario gibi hissediyorum, toplamda 100 puana ulaştım galiba!

28 Ekim 2011 Cuma

laika


bile bile ölüme gönderilen canlının hikayesi.

21 Ekim 2011 Cuma

masal saati


şimdi dennis hopperdan dinlemesi güzel yaşaması üzücü bir hikaye seansı.
via

uzun bi yürüyüş

kapıda gördüğün yüz artık sana bakmıyorsa,
onun adını sayıkladığında artık seni duymuyorsa,
ve tüm bunlar zamanla aklımdan çıkıp gidecekse o parka gitmeye hazırım.

18 Ekim 2011 Salı

deliriyorum

bu aralar timeout tarzı habire bişeyleri seçesim var sanırım yada cepten yiyorum kolaya gaçıyorum, işte dünyanın en güzel şişesine sahip birası..henüz kendisini tadarak delirip titreme durumlarına giremedik ama üstünde zıplayan pembe filleri ve timsahlarıyla kim sirke gitmeyi istemez ki diye düşündürtmüyor değil.

14 Ekim 2011 Cuma

dünyanın en güzel albüm kapağı

tişörte basasım var.

8 Ekim 2011 Cumartesi

liechtenstein

dünyanın yıkılıp yeniden kurulması lazım, herşey o kadar dağıldı ve birbirine girdi ki. tek bi yerde yeniden başlaması gerekmiş gibi.

friday 13th

dün 70 ekran vestel tüplü tv'nin altında kalıyodum, ben tam altını süpürürken tv sehpası kırıldı, eski binaları patlatırlar ya o şekilde sehpa toz içinde dağıldı ve üstündeki de ağır ağır devrildi, tv salonun ortasında duruyor hala kazulet bi halde. kill your tv derken killed by tv olarak literatüre geçebilirdim herhalde.
sonra duşa girdim bu sefer de ahize gibi olan şey foşurdayarak koptu "su dökerek" yıkanmak zorunda kaldım. anneme olanlardan bahsedince derse gitmemi bile engellemeye çalıştı, "evden çıkma sen" şeklinde uyarsa da "bugün cuma ama 13'ü değil ki" diyerek savurdum, neyse ki derste güvendeydim. lafı gelmişken buraya inciden yazıya uygun swf çakmak lazım gelir, foto yerine değişiklik olsun:

4 Ekim 2011 Salı


hello, my name is Jo and I left my home in Tucson, Arizona for some California grass.

birine yapılmış en büyük kompliman

türkçe;   "yeni rakı gibisin.."
ingilizce; "it's a day's work, just to look into your eyes.." olmalı.

1 Ekim 2011 Cumartesi

türk filmindeki adam

ölmemi mi istiyorsunuz diye sorunca karşısındaki hayır, yaşamanı ama hızlı yaşamanı istiyorum, dedi.