30 Ocak 2012 Pazartesi

808 bit narkoz gücünde


bigün dişçi arkadaki azı dişimi çekerken bu şarkı çalmaya başladı, oysa ben her zamanki rutin kontrollerden biri niyetiyle gitmiştim. Aslında sağlıklı olan dişimi çektikten sonra gülmeye başladık, yeteneğini takdir ettim. Şarkı bittikten sonra repeat'e bastı, diğer sağlıklı dişimi de çekerken..

mother said there would be days like this?

27 Ocak 2012 Cuma

bir terapistin arka bahçesi

seni dinlerken empati kurabildiğini gösteren mimikler yapıp, o sırada aklınca çaktırmadan kolundaki saati kesip durması ve hareketini görmediğimi sanıp birkaç kere tekrarlaması, benimse hala bunu farketmemiş gibi davranıp konuşmaya çabalamam dünyanın en samimiyetsiz 40 dakikasıydı bence, alındım.

19 Ocak 2012 Perşembe

let's go to the mall!



Bir gün roman vatandaşlarımızın yaşadığı bir mahalleye esrar satın almak için inen gençler kapının önünde kekik içen yaşlıca bir adama sormuşlar; "Dayı bu bağımlılık yapar mı?" diye.
Herif de "Ben 35 senedir içiyorum, öyle bir şey duymadım", demiş.
Gönül rahatlığıyla içkimi içebilirim artık, şimdi dağılalım.

18 Ocak 2012 Çarşamba

mecburen

sabahlari bir kez olsun işteki asansör bozulmadi da yarim saat kalamadik içinde uyumaya.

14 Ocak 2012 Cumartesi

aydinlanma

Ya dun 13.cu cuma miydi yoksa bu konsept senede bir kere mi oluyor yani senenin 13.sune denk gelen haftanin cumasi mi olmasi gerekli yok birinci secenekse sene icinde birden fazla 13.Cumamiz olmali digeriyse zaten 1 tane var ve onun gelmesine de cok var dun bosuna heyecan yaptik yani basimiza kotu seyler gelebilir diye.
p.s Imlayi sonra duzeltcem/ aklimda

10 Ocak 2012 Salı

yavrum benim be, çok güzelsin!

diazem bile etki etmedi desem, çok trainspotting oldum ama neyse bu da geçecek, sadece biraz popom acıyo.

3 Ocak 2012 Salı

-

bazen kalbim iki kişilik atıyor,yetişemiyorum.

1 Ocak 2012 Pazar

sizi biyerlerden gözüm ısırıyor da

"ahmet dursun serkan atsın"

'annenizin favorisi'


annemden şarkı önerisi alacağım hiç aklıma gelmemişti, arada onların dinlediklerini de çek etmek lazım beyler!

lüzumsuzsa söndür

Servisli diye sevinerek girdiğim yerde, serviste son 3'e kalarak yine bedevi şansımı zorladım, benimle birlikte sona kalan diğer 2 amcaysa babacan bir tavırla  -ben evimi hiçbir zaman doğru düzgün tarif edemediğimden- beni evime en yakın yere bıraktırmayı gönüllü olarak kabul ettiler, sağolsunlar sonunda abuk bir yerde indim, hergün 20 dakka yürüycem kaldı ki bu saatlerde önüme köpek, tinerci, homeless, ısrarcı çingene ablalardan çıkma ihtimali her geçen gün çoğalarak büyüyecek. Üstüne üstlük babam yaşında ve edasındaki amcalarla yolunu değiştirmeye pek gönülsüz olan servis şöförüne yine de bu denli tersine(!) yardımlarından ötürü teşekkür etmek yerine cazgırladım, şimdi benden nefret ediyorlar ilk günden.  "YAAA BEN NASIL YÜRÜYCEM BU YOLU SABAH SABAH" dedim. düşün ki 7'ye 10 kala alıcak, benim 6buçukta evden çıkmam gerekiyor.  
Neyse arkadaşımla konuştum da ben de 15 dakka yürüyorum heralde kızım birazcık uzaktan alıcak dedi, evin önünden alan servis lisede kaldı sanırım; yani kabahat iş servisine lise servisi muamelesi yapan bende heralde.