8 Aralık 2015 Salı

vakit bir türlü geçmezken

Öğleden sonra Saat 3 gibi işyerinde gelen "Ya ben burda napıyorum? Bu insanlar da kim ?" kafası hiç bitmeyecekmiş gibi değil mi.

22 Eylül 2015 Salı

23 eylül 2015 Arefe Günü İşe Gitmem

Üzülmeyin, ben sizin yerinize de metroya bindim bugün.

21 Eylül 2015 Pazartesi

"Evde de uygulayabileceğimiz güzel bir diyet."

bütün garsonlar yalan söylüyo, bütün restoranlarda yalan söyleniyo. Kurumsallar yalan söylüyor, ailen yalan söylüyor, dolandırıcılar ve politikacılar zaten yalan söylüyor, mitomaniler yalanları ortaya çıkınca intihar ediyor. Ne yaptıysam aklımı kaçıramadılar.

30 Ağustos 2015 Pazar

bir yolculuk

Hayatımda ilk kez bir otel odasında yalnız kalınca ben.
Terlik bakarken çekmecelerde karşılaştığım.
İlk iş yemeğinde heyecandan pek bişey yiyemeyince püskevite talim. İyi ki yanıma almış idim. O anda dünyanın en leziz şeyiydi. Tisikkirler Biskrem.
Tv'de de Galatasaray'ımın Madrid maçına denk geldim mi benden iyisi yoktu ama,
Sabah 6'da kalkmak olmasaydı.

arada sırada aklıma geliyor

Nazcan. Yaşıyor çok sevindim. Gerçi herkes farklı bir isimle çağırıyor sanırım ama bu kız Danışman Geçidi'nin orada takılan kısırlaştırma ameliyatında sıkıntı yaşayan biraz kilolu duran kız. Güncelleme olsun diye yazıyorum. Epeydir meraktaydım çünkü yaz boyunca hiç görmemiştim çok sevindim Cumhuriyet Meyhanesi'nin karşısındaki otoparkta takılıyor.
Bu da Maslak plazalarının en popüler kızı. Öğle yemeğine çıktığınızda sevmek için sıra beklemek zorundasınız, ayrıca metroyu birsürü insandan çok daha akıllı kullanır. Ama ben çok fazla metroya inmesini tercih etmiyorum tabi. Ha, mamasını güvercin ve kargalarla paylaşır, öyle de gözütoktur.
Ve tabi gönlümün efendisi Bobi'den güncelleme almasak olmaz. Sen gel güzel insan sen gel.

Zaten bunlar hep benim karşıma çıksın

Geçen yolda yürürken öğlen saat 3 falan, zaman-mekan kayması yaşattı bana. Önce sağa sonra sola arkama falan baktım anlatınca inanmazlar diye fotoğrafını çekip kaçtım.

10 Temmuz 2015 Cuma

Neden?

Bu ara tişört yazılarını okumaktan kendimi alamıyorum dolayısıyla insanların memelerine gözünü dikmiş bir sapık konumundayım daha kötüsü vitrin mankenlerinin üstünde varsa onlara da dikkatle bakmak zorundayım ki bu, durumu daha da güçleştiriyor. Ancak "ya okuyamazsam" diye çatlamamak adına lütfen şu mesajlı bol aforizmalı tişört ve   KEEP CALM AND.... modası geçsin. Teşekkürler.

9 Temmuz 2015 Perşembe

"...
- Ama ben deliler arasına gitmek istemiyorum, dedi Alice.
- Ah, elinden bir şey gelmez. dedi Kedi.
- Burada hepimiz deliyiz. Ben deliyim. Sen delisin.
- Benim deli olduğumu nereden biliyorsun?" dedi Alice.
- Deli olmalısın", dedi Kedi. Yoksa buraya gelmezdin."

Defterdeki kediyle Bobi'yi aynı kareye sokabilmek için garip bir açı tutturduğum doğrudur. Aklıma Alice'in kediyle olan dialoğu gelip duruyor son zamanlarda. Sanki Bobi de konuşsa bundan farklı şeyler söylemezmiş gibi geliyor o baykuş gözleriyle. Tamam bu kadar antropomorfizm yeter.

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Ahoy Captain!




27 Haziran 2015 Cumartesi

İşsizlik deneyimim (Temsili)


17 Haziran 2015 Çarşamba

“-Çirkin miyim?”


Sahnedeki grup "Kenan"dan “Muhabbet olsun gönüller coşsun, sımsıkı sıkı sıkı sar beni” derken mekana daha önce gelen ve çok neşeli olduğu her halinden belli olan aşırı kilolu kızın yanına oturdum. Sonradan öğrendiğime göre benden bi yaş küçükmüş, ama daha büyük duruyordu. Garson çocuklardan biri geçen gece elini mi tutmuş ne, ama kimseye sevgili olduklarını söylememesini istemiş, ancak kız öyle mutluydu ki durumdan bana hemen söyledi. Sonra telefonumu şarja takarak iyilik yapacaktı ki, ben telefonu o gece o şarjda bırakıp eve dönecektim. Berbat olacaktı.
-hala daha telefon almadım.

Neyse sonra çocuk her içki servisi yaptığında yada bardan dışarı çıktığında “bak bak bakacak mı şimdi bakacak mı” diye sormaktan bıkmadı. Her seferinde ama.
Ve çocuk bakmıyordu. Ama ben direkt bakmıyor diyemiyordum, her seferinde hmm evet birazcık baktı sanki güldü falan diye sallıyordum, kız anlamış olacak ki, lafı çaktı.
-Çirkin miyim?
-Değilsin gel biraz makyaj yapalım” dedim. Sonra üzülüp eve döndüm. O gün Louie C.K.’in izlediğim bölümünde de şişko bir kız ondan çok hoşlanıp onla çıkmaya çalışıyordu ama adam bitürlü yanaşmıyordu. Ve statüsünden emin olan adamların onun gibi kızlarla sevgili olmaktan hiç gocunmayacağını ama Louie gibi olanların hep “elalem ne der” kaygısıyla rahatsız olup onu tercih etmediğini söyledi. Kız haklıydı.
Kadınlar bazı yerlerde çok dürüst bazı yerlerde kendilerine bile yalan söylerken, erkekler de bizim ikiyüzlü olduğumuz konularda dürüst, diğerlerinde berbat..Hangisi daha haklı yada daha fazla dürüst bilemiyorum. Ama tamamen, radikal dürüst olan biri vardır evet her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa..

9 Haziran 2015 Salı

"Jeff Buckley gece affetmez"


..Should've, Could've, Would've.

1 Haziran 2015 Pazartesi

Gece gece annemle delirmeceler

Roland Garros'yu izliyorum başladığından beri neredeyse bir hafta oldu. Tenise karşı pek ilgisi olmayan annemin Sharapova'nın çığlıklarına alışıp normalleştirmesi maalesef kızın elendiği güne denk geldi.

İlk günler odadan panik halinde salona koşup "Ay nooluyo? Sana birşey oldu sandım" diye sorarken, dün akşam eve gelir gelmez gene Tv'yi açmamla birlikte bu kez banyodan "Bu çatlağın bağırması yok mu, insanı deli eder" diyerek azarlama moduna geçti. "Ya naapsın onu atmak ne kadar zor biliyo musun sessiz dursa atamaz öyle" deyince, "Yapmasın o zaman canım tenis menis, sinir ediyor insanı" diyerek daha politik ve işine gelen bir tutum takındı.

21 Mayıs 2015 Perşembe

ihtimal vermemek

Öyle güzel binalar var ki hiçbir zaman içinde yaşayamayacağım olan.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Acılar (küçük acılar)

Sıkıntılı bir günümdü. Ben de pijamalarım bile ütülensin istiyorum.
Bide bazen öyle kahkül istiyorum ki istediğim zaman kahküllü görüneyim istediğim zaman kahkülsüz gibi görüneyim. Saklayabileyim yani, yokmuş gibi dursun.

12 Mayıs 2015 Salı

Yeni çıkacak şiir kitabımın adını buldum!

Haftasonunu hastanede geçirdim ona daha sonra geliriz ancak taburcu olmamı sağlayan ilacın prospektüsüne henüz bakma fırsatım oldu ve hayatımda böyle şiirsel, böyle anlamlı, böyle su gibi akıp giden bir hastalık adı görmedim. Çevirmeni her yerinden öpüyorum.

28 Nisan 2015 Salı

Ya neden uğraşıyorum ki?

Kuaförün bu saçı daha önce kim kesti diye sorması, kendim demem ve BELLİ demesi. Ordaki o özgüveni,umursamaz tavrı, posta koymayı istiyorum ben.

15 Nisan 2015 Çarşamba

Kalabalık geldiler beni çok üzdüler

Yine mevsim Bob Ross, bahar başlarında andığım üzere. Ama bu sefer BADANA-BOYA, PERDE ASMA, HALI YIKAMA, DİP KÖŞE, DÜĞÜN YEMEĞİ öncülü olarak geldi. Lakin tinerden, boyadan gözlerde ince bir yanma Tv'de de kafa güzelken e2.

3 Nisan 2015 Cuma

Şaka yollu


Alın size 1 Nisan, güneş tutulması ay tutulması derken bize kafası yeni geldi.

1 Nisan 2015 Çarşamba

kim bu Balthazar ?!

Belki orda bu hattı kullanmıyordur artık ha, belki sadece benle konuşuyodu ben de arayıp sormayı bırakınca hattı çıkardı. Ne de olsa "gelince istersen ararsın, bye" demiştim, o da "her zaman isteyeceğim" demişti. Oysa ki ben blöf yapmıştım.
O gece Ufuk'a çıkalım mı akşama dedim bu taraftaymış çok sevindim 2 arkadaşı daha geldi bitanesi -çok geç tanıştık yeterince vakit geçiremedik insanı- idi, pek sevdim. Sonra masadakilere Orange is the New Black överken yan masadaki iki sevgili kızdan güzel olanı dönüp "Alex mi Piper mı?" dedi. "Piper'cıyım ben ya" dedim. Yanındaki "Iyyy" dedi. Daha küçüklerdi ve ilgi çekmeye çalışıyorlardı. Sevgilisi gidince güzel olan kız beni nikahına alacakmışçasına kesti. Emre en başta anlattığım blöfü bilirmiş gibi " KIZA DA KEZBANLIK YAPMA" diye mesaj attı. Ufuk'un arkadaşları erken gitti onlar gidince bizi başka insanların yanında iki boş tabureye aldılar. Orada da güldük ve çok konuştuk. Rakı içtim.

2 Mart 2015 Pazartesi

bi' yerde yanlışlık var ama


Ten rengi fondöten, en açık renk pudra, yokmuş gibi duran ruj.
Hergün makyajsız gibi görünmek için makyaj malzemelerine epey bir para harcıyor oluşumuz. Keşke tüm suratı at kuyruğuyla kapamak mümkün olsa bazen.

26 Şubat 2015 Perşembe

bu kent öldürücü

Sadece bazılarımıza son darbeyi daha sonra yapıyor lakin biz bugün de ölmedik.

18 Şubat 2015 Çarşamba

No one said this would be easy

"yok ya bu bana olmaz, ben o yaşta hayatta böyle olmam" kolaycılığını/kaderciliğini bırakmak  ve çabalamak gerekiyormuş, kulağa küpe ikizlere takke.

10 Şubat 2015 Salı

Saksı olmanın faydaları

Akşam çöpü çıkartırken karşı dairedeki teyzeyi gördüm -ki toplamda hayatımda 3 kere falan görmüşümdür ya insanlığıma denk geldi işte, "Merhaba nasılsınız?" deme gafletinde bulundum.
Kadın soruma cevap vermediği gibi  "Kızım şu kedilere siz mi mama verip duruyosunuz? Vermeyin heryere işiyolar, sıçıyolar " dedi.  Hayır artık 17 yaşımda değildim dayanamayacaktım bu kadar  hor kullanılmaya  "O kediler kadar başınıza taş düşsün işallah" dedim.
OH BE OH BE!

8 Şubat 2015 Pazar

2 ocak 2010 tarihli bir yazı. (Fena)

Yılbaşını Can ve ailesiyle geçirdim, üstüne üstlük alacağım hediyelere de eşdeğer olsun diye abuk sabuk harcamalar yaptım,
ne de olsa dans iki kişiyle yapılır bayım. Anneme ve teyzeme alacağım hediyeleri -ve hatta babama bile- gidip bir başkasının annesi, teyzesi
ve babasına verdim o açıdan biraz suçlu hissediyorum, haketmediklerinden değil ama bilmem ki.. Kendi sevdiklerime ikiyüzlülük gibi
geliyor ama söz veriyorum bunları birgün ödeyeceğim.
Evdeki yılbaşı görüntüsü ise benim kameramdan evlere şenlikti, hatta ileride çekmeyi düşündüğüm filmin giriş sahnesi gibiydi. Sanki kafamda
bir taş vardı ve ben bütün gece boyunca onla hareket etmek zorundaydım. O denli ağır, yabancı ve dayanılmaz hissettim yine kendimi.

3 Şubat 2015 Salı

TARZSIN

Bu klip bana Yaşar Alptekin'in taytlı danslarını hatırlattı. Şarkıyaysa ibadet edebilirim, cool ama sade.hadi bana müsade

bitse de gitsek

aniden çok üzülüp sonra üzüldüklerimin aklıma bile gelmiyor olması, ve bunları düşünmemenin imkansız ama üzülüp üzülmemenin tamamen "sana bağlı" olması, özetle kötülerin hep kazanması. biryerde okumuştum kimin yazdığını hatırlamıyorum ama bu ülkede bu insanlarla yaşamak tıpkı SGK yazısının açılımı gibi "ne sosyal ne de güvenli."

6 Ocak 2015 Salı

eskiler eskide kaldı.


lise beden dersi öncesi soyunma odası,
duvardaki kimin yazdıgı meçhul "Osman,ah bi soksan!",
blue jean dergisi,sütyen takmaya yeni başlayan kızlar,
dove deodorant ve daha niceleri..sene 2001 filan,discman kulağımda..yokolmak istedigim yıllar.