6 Nisan 2017 Perşembe

Evdeki Ses

Bu ara evde dura dura biraz Monica Geller'a bağladığım doğrudur,  avokadolu tostlardan, çorap çekmecesi, dip köşe komidin düzenlemeye (herkesin bahar temizliği kendine), goblenlerden (henüz proje aşamasında resim benim değil), çeviri işlerine kadar epey bir domestik ve titiz takıldım. bobi ve sumuşlar odada kendi havasında oldukları için bazı zamanlar kafamın içindeki sesi susturmaya çözüm olarak TV izler oldum. Ama nasıl izlemek?!
Uyanır uyanmaz dedikodu programlarıyla başlayan, sonrasında "bizimle değilsin / tarzsın" programları, son sezonu yaşayan evlendirme ve Survivor Panorama'ya evrilen bir yayın akışından bahsediyoruz. Akşamları ise 3-5 saat süren bir Survivor üstüne annemin eve geldiğinde izlediği diziler soslu bi gürültü kirliliği hakim. İçlerinde bazen takip etmeyi sevdiğim, artık alıştığım karakter/sunucular yok değil ama tabii 2 tane falan. (Jess Molho ile Merve Sevin isimli kızcağız.)
Sonunda dışarı çıkıp insanlarla buluştuğumda veya iş mülakatlarında "Kötü emsal, emsal teşkil etmez.", "Bu çocuk benden mi?", "Delikanlıysa çıksın karşıma", demeye başlayıp evde yalnız kaldığımdaysa kendimi  pencereden boşluğa saatlerce bakarken bulduğumda anladım tüm bu programlardan epey etkilendiğimi. Ben ki, bulaşık yıkarken fonda BELGESEL izleyen, AÇIK RADYO eşliğinde yemek yapan ben, artık mutfaktan ya da her neredeysem duyabileyim diye TV'nin sesini kökleyip çalışıyordum. Neyse ki durumdan işkillenmem, dışarıda sosyal hayatta derdimi anlatabilecek kadar dahi kelimeleri biraraya getirmekte zorlanmam (semptom!) ve çevremdekilerin bu değişimi farkedip yol yakınken uyarması üzerine, artık TV'yi hiç açmamaya karar verdim ancak kafadaki ve dibimizdeki inşaatın matkap  sesleri aşırı rahatsız edici boyuta gelince Stingrey Ambiance diye bir kanal keşfettim, sadece onu izliyor/dinliyorum; (ŞEKİL-A, aşağıda perdeler biraz ekrana yansımış güneşten onları da bu haftasonu yıkayayım diyorum:P) ne ağzını yaya yaya konuşan, ne kavga eden, ne de reality show'daki göze çarpan sahteliklerden var.


Canımsın D-Smart 66.Kanal (Bu bir reklam/sponsor yazısı değildir)  ahahah diğer bloggerlara selam olsun.

13 Mart 2017 Pazartesi

-


Bu şarkıya erimiş bitmiştim sonra yine aklıma geldi bu kez Mark Lanegan yorumuna denk geldim onu da çok dinledim, geçen yine aklıma geldi bu kez ikisinin düetine denk geldim sanmıştım ama değilmiş, sevenlerinden biri iki kaydı birleştirmiş! Evet! Dahiyane bir fikir ve ne kadar da becerikli bir insan diil mi, öpüjemmm! Arkadaşın  hemen "MİAM"a kaydını yapalım.
İşin ilginci tüm bu hikayede en çok hoşuma gidense (amma çok övdüm), onca zaman geçmiş olmasına ve birinin bunu onların yerine yapmış olmasına rağmen  Chelsea Wolfe ve Mark Lanegan'ın gerçek hayatta bu "ideal" düeti yapma girişiminde bile bulunmaması.. Bazı durumların gerçekleşmediği hallerin o durumların "olası gerçeklik"lerinden daha güzel olması mümkün mü acabaa? Elon Musk'a selam eder, yatağa yollanırım.

24 Şubat 2017 Cuma

-

Yaklaşık 10 gün kadar önce babaannemi yoğun bakımda ziyaret ettim, daha doğrusu reanimasyon ünitesinde. Kendindeydi öyle ki geldiğim için bana o halde bile " Saol" deyip el salladı.
Ertesi gün iş görüşmesine gitmek durumundaydım ve içimin sıkıntısı geçmiyordu. Diğer gün mutlaka tekrar görmeye gidecektim. O sabah babaannemin öldüğünü bize söylediğinde babamı ilk ve son kez ağlarken gördüm.
Cenazenin olduğu Silivri'ye giderken yolda  sesi hep kulağımda; gülüşü, teni, o çıkık elmacık kemikleri gözümün önündeydi.
Hayatının ne kadar uzun, karmaşık olduğunu oysa şimdi bir araba bagajını dolduran eski kıyafetlere ve o çok sevdiği çiçeklerine indirgendiğini düşündüm..
Bu yolculuk sanki çocukluğumun tamiri ve sonu gibiydi. Daha önce hiç son olmamıştı.

5 Ocak 2017 Perşembe

Sahibi geldi

Epeydir yazmıyordum, özledim. Müzik dinlemeyi, liste yapmayı, buraya yazmayı.
Her sabah 05:55'le çalan alarmla uğruna Silivri yollarına düştüğüm "iş"imin yarısı işe gelmek" olduğu için mesai bitiminde de sadece sabah bıraktığım haldeki yatağıma dönebilmeye çalışıyordum. Geceleri darmadağın rüyalardan uyandığım zamanlar "ortopedik" yastığımı bazen yükseltiyor, bazen alçaltıyordum. İnternet gidip gidip geliyordu, telefonlar da çekmiyordu. Gece uzun, gündüz kısa. Sonsuz kış depresyonu, etraftan duyduğum garip dedikodular ve kış, veya kış, ya da kış. Bu Cumartesi iyice kış. Birinci tekir şahıs Bobi ve sevgilisi Petek.