28 Haziran 2018 Perşembe

Epeydir bir işe başlamadan önce keyif yapmamışım gibi. Yani yetiştirmem gereken işten önce uzun bir kahvaltı. Çaylar, kahveler, hatta omlet..Kahvaltıya eşlik eden Aşk-ı Memnu tekrarı.. Özlemişim. Onu da izliyorum çünkü var olmak direniştir ehe. Varlığını sürdürmek bile bir mücadeledir bazen. Bide ben teslim olmam, kolaysa gel sen teslim al. Allahım, yine kendi kendimi gerdim.



Hafta içi bir otomotiv şirketinde iş görüşmesine gittim. İK Müdürü kadın bana garip garip ego yaptı, İngilizce konuşuyoruz diye mülakatta kasılmışım zaten; sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum falan derken boşluğuma gelmiş olacak yani, sırf bir kelime daha fazla İngilizce konuşulmuş olsun diye, meyveli soda mı içerim kazandibi mi yerim ne dediysem artık  "Neeeeğ meyveli mi ne kaddaaar zararlı nutricient değeri çok düşük, böyle bişi olamaz" diye münakaşaya girdi benimle. Manyak. Histerik kadın.
Kurduğum onca Shan't'lı, Ouch'lu cümleden sonra söylediğim şeyin doğruluğuna takmış bide ayıp, ayrıca günümüzde içeriğe takılmak sizce de ne bileyim biraz şey değil mi? BANAL.

Geleceğe dair planlar yaptım. İş olmayınca planlar ve hayaller arasında bir gün daha geçti.

Bob Moses kaçır beni, bi Trent Reznor havası aldım senden. Gerçi siz 2 kişisiniz ama aranızda halledin, ayrıca bir ipucu:
"Mavi Boncuk"filmindeki gibi halıya sarmak suretiyle olabilir.