6 Kasım 2017 Pazartesi

Öptüm Sezen

-maydonozlara kıydı,
yumurtaları kesti,
elektriği harcadı.
Doktorum burayı okusa "Arayı çok uzatmayın haftaya yine gelin," der.

21 Ekim 2017 Cumartesi

delirmiyorsan tebrikler

Tabii ilişkilere olan bütün umudumu kaybettiğim akşamın, burnumun kenarında birden beliren o ne idüğü belirsiz kırışıklığı fark edişimden 1 ay sonraya denk gelmesi... HOŞ OLMADI.
Makyaj makyaj üstüne 30 yaşında daha bir yıpratıcı oluyor. Ve artık hiçbir kapatıcının kapatamayacağı morluktaydı gözaltlarım. Üstelik kararmaya da devam ediyorlardı. Annem "Bencilsin" dedi, üstüne de söylenmeye devam etti duymadım. Bugünü çok ama çok az hadi tamam hiç ağlamadan bitirdim diyebiliriz. Gözlerim doldu arada, o zamanlar da gerekli yerlerde dış ses devreye girdi. kendime kastım var.

17 Eylül 2017 Pazar

bir Van Goyen kaç para ulan?!




bu da gerçeği <3


31 Ağustos 2017 Perşembe

eş tu eş dost tu dost*

Temmuz ayı iğrenç geçti, yaz aylarını hiç sevmiyorum bir an önce Eylül sonu gelsin.
Planım daha üretken olmaktı ancak sıcaktan canım hiç ama hiçbir şey yapmak istemedi. Neyse ki bayramın gelmesiyle İstanbul (one and only, my precious) hem iklim, hem de popülasyon olarak tam istediğim kıvama gelmiş oldu. Bayramda memleketine giden son ekip de sanıyorum bizim binanın bi' üst katıydı. Tüm gün tepemde güm güm güm diye bi indiler bi çıktılar, taşınıyorlar sandım. Sonra tam sessizlik olmuştu ki, internet ve ışığım gitti. Elektrikler kesildi diye dışarı çıktım, otomatik yanıyordu şalter atmış olmalı dedim. Sonra düşündüm ki, bu gerzekler köyümüze gidiyoruz nasılsa deyip kendi elektrikleri diye bizimkini kapayıp gitmiş olmasın?!  Aşağı indiğimde anladım ki kapattıkları şalter bizimkiydi. ZAAAAAAA!

Bu arada kiralık aşkım 8tracks'ten sonra tek tutunduğum dal olan Soundcloud'un ortalıkta dolanan kapanıyoor, kapanacak spekülasyonlarından sonra ben de sonunda direnemedim Spotify Premium'a geçtim. Not: Yatırım tavsiyesi değildir. Biliyorum çok sevimsizim ama bu ara sevimsiz olasım var.

ŞEKER CHALLENGE yapamadım ama kahve çay orucu yaptım bak, o da olumlu. Neredeyse hiç içmiyorum. Zira dişimin ortasında bir leke beliriveriyor meth head'ler gibi. Zavallı doktor da 2 ayda 1 temizletmeye gitmemden şüphelenmiş olacak "Çok mu çay kahve içiyorsun?" dedi, elbette bu soruyu inanılmaz politik bir cevapla " Yaaaani (eyeroll) herkes kadar" diye geçiştirdim. Oysa ki o anda o sabah içtiğim 2 fincan çay, 1 Türk kahvesi ve 2 Nescafe'yi(bol sütlü) sayıyordum. Ve bunları böyle tüm yaz boyunca her gün içtim. Hep içtim. İçtim içtim fırçalamadım. O yüzden  adamcağız bi daha ki sefere de çaresiz biçimde sebep arayıp durduğunda "Hayır içmedim, bu lekelerin sebebi sen ve senin kullandığın ucuz kimyasallar" diye suçu ona atmayı düşünüyorum.

Sene olmuş 2017, "Gideri Var" lafının hala kullanımda olması beni epey üzüyor. (tamamen kişisel bir şey değiştiremiyorum, şimdilik)

Başlıktaki *: Böbrek Soundsystem'ın albümün adı. ve Metallica'nın muhteşem şarkısı "Memory Remains"de geçen söz öbeği.(kıps)

9 Mayıs 2017 Salı

May

1 Mayıs Pazartesi idi, böyle düzenli başlangıçları severim sonra sayması kolay oluyor.
İlk kez bir ay bitmeden müzik listesini bitirdim, hoş benim listeler gayretli müzik bloglarındaki gibi sadece o ay hatta o yıl çıkan şarkılardan bile oluşmayabiliyor ama adı da 05/17 işte. Aslında ne zaman çıkarsa çıksın ben bunları 2017 Mayıs'ında dinlemişim daha çok kendime not gibi.
Hakkında bu kadar konuştuğum kolay dinlenir, kızlı erkekli mis gibi liste şurada.
Listeye referans,  içinden çıkan şarkıyı da buraya park edelim:



Bugün biraz ihmal etsem de dün itibariyle her gün 4 km yürüyüş + alkali beslenmeye başladım.
Karabuğdaylar çimleniyor, bademler sütleniyordu.
Bide alkali olmadan hemen önce kendime ilk ve son kez Sugato yaptım pek bi yakışıklı oldu kendisi yanda görüldüğü üzre.



                                   WISHLIST 2017

Paran varken vaktin olmaz vaktin olduğunda da paran olmaz diyerek ilerisi için wishlist yaptım, kabul etmeliyim bu "Wishlist" fikrini yılbaşı öncesi diğer bloglarda görüp sevmemiştim ama sonradan tek bir yerde toplamak mantıklı geldi. Umarım en kısa zamanda hepsinin üstünü çizilir ehe.


I) IKEA'nın çocuk reyonunda gördüğüm beşik, bundan 2 tane alıp Bobi ve Sumuş'a ranza yapmayı planlıyorum. CİDDİYİM.




II) Bob Ross'un deyişiyle "mutlu küçük ağaçlar"la dolu bu yağmurluğa ilk görüşte aşık oldum, gördüğüm en güzel yağmurluk olabilir. Ancak fiyatı henüz olmayan gelecekteki işimin neredeyse bir maaşı kadar. Because it's Stella Mccartney, bitch!









III) Peki, son isteğim de Tekzen'in Hobi bölümünden aldığım Aster tohumunun sanırım bizde "Yıldız Çiçeği" diye geçiyor; çiçek vermesi. 3 hafta falan oldu yeşil, minik, çelimsiz yapraklardan başka bir renk, hareket göremedik. Nefes alsın yeter diyordum ama kazıklandım galiba:/

6 Nisan 2017 Perşembe

Evdeki Ses

Bu ara evde dura dura biraz Monica Geller'a bağladığım doğrudur,  avokadolu tostlardan, çorap çekmecesi, dip köşe komidin düzenlemeye (herkesin bahar temizliği kendine), goblenlerden (henüz proje aşamasında resim benim değil), çeviri işlerine kadar epey bir domestik ve titiz takıldım. bobi ve sumuşlar odada kendi havasında oldukları için bazı zamanlar kafamın içindeki sesi susturmaya çözüm olarak TV izler oldum. Ama nasıl izlemek?!
Uyanır uyanmaz dedikodu programlarıyla başlayan, sonrasında "bizimle değilsin / tarzsın" programları, son sezonu yaşayan evlendirme ve Survivor Panorama'ya evrilen bir yayın akışından bahsediyoruz. Akşamları ise 3-5 saat süren bir Survivor üstüne annemin eve geldiğinde izlediği diziler soslu bi gürültü kirliliği hakim. İçlerinde bazen takip etmeyi sevdiğim, artık alıştığım karakter/sunucular yok değil ama tabii 2 tane falan. (Jess Molho ile Merve Sevin isimli kızcağız.)
Sonunda dışarı çıkıp insanlarla buluştuğumda veya iş mülakatlarında "Kötü emsal, emsal teşkil etmez.", "Bu çocuk benden mi?", "Delikanlıysa çıksın karşıma", demeye başlayıp evde yalnız kaldığımdaysa kendimi  pencereden boşluğa saatlerce bakarken bulduğumda anladım tüm bu programlardan epey etkilendiğimi. Ben ki, bulaşık yıkarken fonda BELGESEL izleyen, AÇIK RADYO eşliğinde yemek yapan ben, artık mutfaktan ya da her neredeysem duyabileyim diye TV'nin sesini kökleyip çalışıyordum. Neyse ki durumdan işkillenmem, dışarıda sosyal hayatta derdimi anlatabilecek kadar dahi kelimeleri biraraya getirmekte zorlanmam (semptom!) ve çevremdekilerin bu değişimi farkedip yol yakınken uyarması üzerine, artık TV'yi hiç açmamaya karar verdim ancak kafadaki ve dibimizdeki inşaatın matkap  sesleri aşırı rahatsız edici boyuta gelince Stingrey Ambiance diye bir kanal keşfettim, sadece onu izliyor/dinliyorum; (ŞEKİL-A, aşağıda perdeler biraz ekrana yansımış güneşten onları da bu haftasonu yıkayayım diyorum:P) ne ağzını yaya yaya konuşan, ne kavga eden, ne de reality show'daki göze çarpan sahteliklerden var.


Canımsın D-Smart 66.Kanal (Bu bir reklam/sponsor yazısı değildir)  ahahah diğer bloggerlara selam olsun.

13 Mart 2017 Pazartesi

-


Bu şarkıya erimiş bitmiştim sonra yine aklıma geldi bu kez Mark Lanegan yorumuna denk geldim onu da çok dinledim, geçen yine aklıma geldi bu kez ikisinin düetine denk geldim sanmıştım ama değilmiş, sevenlerinden biri iki kaydı birleştirmiş! Evet! Dahiyane bir fikir ve ne kadar da becerikli bir insan diil mi, öpüjemmm! Arkadaşın  hemen "MİAM"a kaydını yapalım.
İşin ilginci tüm bu hikayede en çok hoşuma gidense (amma çok övdüm), onca zaman geçmiş olmasına ve birinin bunu onların yerine yapmış olmasına rağmen  Chelsea Wolfe ve Mark Lanegan'ın gerçek hayatta bu "ideal" düeti yapma girişiminde bile bulunmaması.. Bazı durumların gerçekleşmediği hallerin o durumların "olası gerçeklik"lerinden daha güzel olması mümkün mü acabaa? Elon Musk'a selam eder, yatağa yollanırım.