28 Haziran 2018 Perşembe

Epeydir bir işe başlamadan önce keyif yapmamışım gibi. Yani yetiştirmem gereken işten önce uzun bir kahvaltı. Çaylar, kahveler, hatta omlet..Kahvaltıya eşlik eden Aşk-ı Memnu tekrarı.. Özlemişim. Onu da izliyorum çünkü var olmak direniştir ehe. Varlığını sürdürmek bile bir mücadeledir bazen. Bide ben teslim olmam, kolaysa gel sen teslim al. Allahım, yine kendi kendimi gerdim.



Hafta içi bir otomotiv şirketinde iş görüşmesine gittim. İK Müdürü kadın bana garip garip ego yaptı, İngilizce konuşuyoruz diye mülakatta kasılmışım zaten; sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum falan derken boşluğuma gelmiş olacak yani, sırf bir kelime daha fazla İngilizce konuşulmuş olsun diye, meyveli soda mı içerim kazandibi mi yerim ne dediysem artık  "Neeeeğ meyveli mi ne kaddaaar zararlı nutricient değeri çok düşük, böyle bişi olamaz" diye münakaşaya girdi benimle. Manyak. Histerik kadın.
Kurduğum onca Shan't'lı, Ouch'lu cümleden sonra söylediğim şeyin doğruluğuna takmış bide ayıp, ayrıca günümüzde içeriğe takılmak sizce de ne bileyim biraz şey değil mi? BANAL.

Geleceğe dair planlar yaptım. İş olmayınca planlar ve hayaller arasında bir gün daha geçti.

Bob Moses kaçır beni, bi Trent Reznor havası aldım senden. Gerçi siz 2 kişisiniz ama aranızda halledin, ayrıca bir ipucu:
"Mavi Boncuk"filmindeki gibi halıya sarmak suretiyle olabilir.

6 Nisan 2018 Cuma

"hepimiz kim oluyorduk şimdi?"

bu hafta çok fazla duygu geçişi oldu. Siberu İngiltere'ye gitti, temelli. Baktık ki dertler kombo kafa dağıtmak için "kontak" diye bir oyun oynadık. Çok kolay: birisi aklından bir kelime tutuyor ve baş harfini söylüyor. Diğerleri de tahmin etmeye başlıyor ancak aklından kelime tutan kişi tek, diğerleri ona karşı bir takım oluyor. Bu da şurada işe yarıyor; mesela kişi "Rezene"yi tuttu ve baş harfinin R olduğunu söyledi, geri kalanlar ona karşı direkt Rezene demiyor, sorarak tahmin ediyor: "Yaprakları yenen bir bitki mi?" deyip aynı anda "Rezene" demeliler, bunu kelimeyi tutan kişiden önce ve senkronize biçimde söylemek zorundalar. Yani hem birbirinizin kafasındakini hem de o kişinin tuttuğunu doğru tahmin etmelisiniz. Kişiden önce siz tahminleri beraber hep bir ağızdan söylemeyi başardıkça o da tuttuğu kelimenin başharfinden sonraki harflerini söylemek zorunda. Baya iyi oluyor çocuklar, yakın arkadaşlarınızla yapın.
Sonra konu Orhan Pamuk'a geldi, herkes sırasıyla yarıda bıraktığı bir Orhan Pamuk kitabını ve sebebini paylaştı: Kar, Yeni Hayat, Masumiyet Müzesi.
Ayşe bizi Bekir'in önceden zehirlenmiş olduğu bir esnaf lokantasına götürdü. Ama bunu yemekleri yedikten sonra söyledi, neymiş Bekir orada 150 kez yemiş de ancak ondan sonra zehirlenmiş!
Geçen hafta avladılar beni, headhunt'ladılar. Sürekli "Cv'ni anlat, envanter yap, test yap (ÖSS gençliğine test söker mi bee!), sonra tekrar görüşmeye git, aynılarını müdüre anlat, müdürü geç, genel müdüre anlat, referanslara durumu anlat, onları durumdan haberdar et." şeklinde geçti. Gergin bekleyiş. Gregor Samsa da evin geçimini sağladığı için gitmek istemediği halde mecburen gidiyordu işe. Ama sonunda bir gün her şey boğazına kadar geldi ve taşıyamadı, ebediyen işe gidemedi yavrucak.. Ben de son işimdeyken yaşadığım kaygılardan sonra göze almıştım bu iş arama zahmetini ama ufaktan sıkılmaya başladım. İş ortamları insanı ezen, 5 kuruşa tef çalıp çalışanı oynatan yerler olmasa, şehir hayatı hepimizi bu kadar tüketmese herhalde herkes severek giderdi.
Koruyun gönlünüzü. götünüzü de. Best regards,

18 Mart 2018 Pazar

-

"Eskiden herşeye çok anlam yüklüyordun" diyor. Öyle yetiştirildim. Şimdi her şeyin ne kadar anlamsız olduğunu birbirimize anlatarak mutlu oluyoruz.
İşyerinde yine birinin kutlaması oldu da herkes bişeyler getirmiş. Mercimek köfte, patatesli börek, bişey bişey. 1 tepsi baklava. Duramadım mutfakta, çıktım.
Tanımadığım kadınlar bana hizmet edecek diye beklemişim gibi geldi. Yabanilik bastı. Resepsiyona kaçtım.
Sakin bir gündü. Instagram takibi, Whatsapp konuşmaları, beğendiklerim beğendiremediklerim. Facebook'tan bildirimler. Etkinliğe katılım durumunuzu belirtin: Düşünüyor, Gidiyor.
Gitmedi.
Akşam için kafe seçemedim. Eveeeet kafe; bar değil. Konser hiç değil. Oturup dertleşmeli. Bişeyler yiyip erken dağılmalı.
Seni özlüyorum. Saat 12'yi geçiyor.

30 Aralık 2017 Cumartesi

new year resolutions, kitaplar ve tozlar.


                                           "2017 biterken" isimli çalışma.

Ahmet Hamdi Tanpınar okumaya başlamak istiyorum artık, o sayede uzun cümleler kurmak istiyorum.
Yerinden kalkamamak korkunç bir his.. Pislikten çığrından çıkmış evi temizlemek için yerinden kalkmak zorunda olmaksa daha korkunç. Ev ne oluyor, nasıl oluyor anlamıyorum;
ÇOK TOZLANIYOR! Aslında doğru, mesela duvarlar ve tavan deli gibi toz topluyordur; ancak hiç oralar silinmiyor. Duvar nasıl silinir, onu bile bilmiyorum.
Evde de manyakçasına İran halılarımız olduğundan değil de, odamda bir tane var ve toz topladığından şüpheleniyorum.
Şimdi tamamen sıkıntıdan, biraz da temizliği geciktirmek adına, Google'a "Cleaning lady" yazıp arattım. Amerika'da temizlik yapan bir kadın kendisine web sitesi kurmuş.
Nasıl temizlik yaptığını da detaylarıyla anlatıyor. Ayrıca benim en hassaslaştığım nokta olan, "kapı üstleri"ni de eklemeyi unutmamış. Keşke burada olsan Marli.
Gerçi böyle kendine websitesi kurabilecek, işverenlerinin referanslarını koyabilecek cinlikte bir insan olduğuna göre; kesin bize yüksek fiyatlar verirdin. Neyse.
Pek yeni yıl dileği yok bu sene; aslında var ya ama çok dillendirilecek bişey değil, gerçek olunca yazarım!

17 Eylül 2017 Pazar

bir Van Goyen kaç para ulan?!




bu da gerçeği <3


31 Ağustos 2017 Perşembe

eş tu eş dost tu dost*

Temmuz ayı iğrenç geçti, yaz aylarını hiç sevmiyorum bir an önce Eylül sonu gelsin.
Planım daha üretken olmaktı ancak sıcaktan canım hiç ama hiçbir şey yapmak istemedi. Neyse ki bayramın gelmesiyle İstanbul (one and only, my precious) hem iklim, hem de popülasyon olarak tam istediğim kıvama gelmiş oldu. Bayramda memleketine giden son ekip de sanıyorum bizim dairenin bi' üst katıydı. Tüm gün tepemde güm güm güm diye bi indiler bi çıktılar, taşınıyorlar sandım. Sonra tam sessizlik olmuştu ki, internet ve ışığım gitti. Elektrikler kesildi diye dışarı çıktım, otomatik yanıyordu şalter atmış olmalı dedim. Sonra düşündüm ki, bu gerzekler köyümüze gidiyoruz nasılsa deyip kendi elektrikleri diye bizimkini kapayıp gitmiş olmasın?!  Aşağı indiğimde anladım ki kapattıkları şalter bizimkiydi. ZAAAAAAA!

Bu arada kiralık aşkım 8tracks'ten sonra tek tutunduğum dal olan Soundcloud'un ortalıkta dolanan kapanıyoor, kapanacak spekülasyonlarından sonra ben de sonunda direnemedim Spotify Premium'a geçtim. Not: Yatırım tavsiyesi değildir. Biliyorum çok sevimsizim ama bu ara sevimsiz olasım var.

ŞEKER CHALLENGE yapamadım ama kahve çay orucu yaptım bak, o da olumlu. Neredeyse hiç içmiyorum. Zira dişimin ortasında bir leke beliriveriyor meth head'ler gibi. Zavallı doktor da 2 ayda 1 temizletmeye gitmemden şüphelenmiş olacak "Çok mu çay kahve içiyorsun?" dedi, elbette bu soruyu inanılmaz politik bir cevapla " Yaaaani (eyeroll) herkes kadar" diye geçiştirdim. Oysa ki o anda o sabah içtiğim 2 fincan çay, 1 Türk kahvesi ve 2 Nescafe'yi(bol sütlü) sayıyordum. Ve bunları böyle tüm yaz boyunca her gün içtim. Hep içtim. İçtim içtim fırçalamadım. O yüzden  adamcağız bi daha ki sefere de çaresiz biçimde sebep arayıp durduğunda "Hayır içmedim, bu lekelerin sebebi sen ve senin kullandığın ucuz kimyasallar" diye suçu ona atmayı düşünüyorum.

Sene olmuş 2017, "Gideri Var" lafının hala kullanımda olması beni epey üzüyor. (tamamen kişisel bir şey değiştiremiyorum, şimdilik)

Başlıktaki *: Böbrek Soundsystem'ın albümün adı. ve Metallica'nın muhteşem şarkısı "Memory Remains"de geçen söz öbeği.(kıps)

9 Mayıs 2017 Salı

May

1 Mayıs Pazartesi idi, böyle düzenli başlangıçları severim sonra sayması kolay oluyor.
İlk kez bir ay bitmeden müzik listesini bitirdim, hoş benim listeler gayretli müzik bloglarındaki gibi sadece o ay hatta o yıl çıkan şarkılardan bile oluşmayabiliyor ama adı da 05/17 işte. Aslında ne zaman çıkarsa çıksın ben bunları 2017 Mayıs'ında dinlemişim daha çok kendime not gibi.
Hakkında bu kadar konuştuğum kolay dinlenir, kızlı erkekli mis gibi liste şurada.
Listeye referans,  içinden çıkan şarkıyı da buraya park edelim:



Bugün biraz ihmal etsem de dün itibariyle her gün 4 km yürüyüş + alkali beslenmeye başladım.
Karabuğdaylar çimleniyor, bademler sütleniyordu.
Bide alkali olmadan hemen önce kendime ilk ve son kez Sugato yaptım pek bi yakışıklı oldu kendisi yanda görüldüğü üzre.



                                   WISHLIST 2017

Paran varken vaktin olmaz vaktin olduğunda da paran olmaz diyerek ilerisi için wishlist yaptım, kabul etmeliyim bu "Wishlist" fikrini yılbaşı öncesi diğer bloglarda görüp sevmemiştim ama sonradan tek bir yerde toplamak mantıklı geldi. Umarım en kısa zamanda hepsinin üstünü çizilir ehe.


I) IKEA'nın çocuk reyonunda gördüğüm beşik, bundan 2 tane alıp Bobi ve Sumuş'a ranza yapmayı planlıyorum. CİDDİYİM.




II) Bob Ross'un deyişiyle "mutlu küçük ağaçlar"la dolu bu yağmurluğa ilk görüşte aşık oldum, gördüğüm en güzel yağmurluk olabilir. Ancak fiyatı henüz olmayan gelecekteki işimin neredeyse bir maaşı kadar. Because it's Stella Mccartney, bitch!









III) Peki, son isteğim de Tekzen'in Hobi bölümünden aldığım Aster tohumunun sanırım bizde "Yıldız Çiçeği" diye geçiyor; çiçek vermesi. 3 hafta falan oldu yeşil, minik, çelimsiz yapraklardan başka bir renk, hareket göremedik. Nefes alsın yeter diyordum ama kazıklandım galiba:/